|
Aşk
Kapıyı Çaldığında
Hep özlediğim, beklediğim aşkın böyle aniden kapımı
çalıvereceğini, izin almadan yüreğimde bir köşeye yerleşeceğini hiç
düşünmememiştim. Göz göze geldiğimiz anda. Başımdan aşağıya buzlu su
dökülmüş gibi hissettim.
Bakışları
içimi titretti, bilmediğim, tanımadığım bir dünyanın kapıları
açılıverdi önümde... Kimde, neydi, hangi sınıfta öğrenciydi, daha önce
onu görmemiştim. Bütün gün bu sorularla boğuştum. İlk şoku atlatıp
kendime geldiğimde okulda onu aramaya başladım. Gerçeği öğrenmem hiç
zor olmadı tabii ki! Suratıma tokat gibi çarpan gerçeği...
O
okulumuzda yeni görev yapmaya başlamış bir öğretmendi çok genç olduğu
için öğrencilerden ayırt etmek mümkün değildi. Böyle şeyler yalnız
filmler de olur sanırdım. Oysa ben sırılsıklam aşık olmuştum. Gözleri
başımı döndürecek kadar güzel olan yalnızca adını ve öğretmen olduğunu
bildiğim biri, kısacık bir zamanda hayatımı değiştirivermişti.
Ona aşık
olmam benim suçum muydu? İnsan hesap kitap yaparak aşık olmazdı ki?
Tamam itiraf etmeliyim, ben pek normal biri değilim. Başkalarına göre
farklı yanlarım çok., özellikle de aşk söz konusuysa hiçbir zaman
sıradan biri olmadım ama bu kez tamamen kaderdi. Sonunda ona söylemeye
karar verdim. Madem aşık olacak kadar cesaretliydim, söyleyecek kadar
da cesaretli olmalıydım.
Söyledim.
Şaşkınlığımı ifade edecek sözleri şu an ben bulamıyorum. Düşün bir
kez, çat kapı bir öğrenci geliyor ve ‘’ ben sizi gördüğüm ilk andan
beri seviyorum’’ diyor. Ne hissedersiniz bilemem ancak o bana karşı
çok olgun, anlayışlı davrandı. Yaptığım çocukluklarla hayatını
cehenneme çevirdiğim halde sevgiyle yaklaştı.. incitmemek için çok
uğraş verdiğini şimdi anlıyorum oysa o zamanlar çok incitmiştim. Bir
gün bana hak vereceksin demişti evet onu anlıyorum ve hak veriyorum.
En doğrusunu yaptı. Zaman belki çılgın aşkımı bitirdi. Ama ona olan
saygım ve sevgim sonsuza kadar sürecek.
Bir Bitişin
Hikayesi
Tam tamına 17,5 yaşındaydım o gün.Bütün eyitin
hayatımı adadığı ve sonunda başardığım üniversitemin bahçesinde
onunla konuşup bir ilişkinin temellerini atmak üzereyken küçük bir
çocuktum.Günü birlik ilişkilerde, geçici flörtlerden hoşlanmadığımı
belirtecek kadarda büyük. Üniversite hayatinin başlangıcı bu muhteşem
birlikteliğinde başlangıcı oldu. Günler büyük bir hızla geçiyor ve
gecen gün aşkımızda ayni hızla büyüyordu.
Önce toplumdan, sonra da okulumuzdan soyutladık kendimizi. Her
anımızı baş başa geçirmekten, İstanbulcun keşfedilmemiş yerlerin
gezmekten büyük keyif ali yorduk. Onun dinine çok bağlı olması, benim
bugüne kadar bilmediğim görmediğim şeyleri yapıyor olması hoşuma
gidiyor, ben de her gün yeni şeyler öğreniyordum.
Bu aşk
romanlarından fırlamış mutlu günler daha doğrusu seneler 4 yıl sürdü.
Kesintisiz 4 yıl. Bu arada o benim aileme, bende onun ailesine
girmiştik .Evleneceğimiz günler şayiliydi.
5. yılımıza
girdiğimiz ilk günlerinde her şey alt üst oldu hayatımda. Senelerdir
görmediğim bir arkadaşımı ziyarete gittim ve aşık oldum. Hayatımızda
başka insanlar olmasına rağmen bu garip duygusal çekim bizi yakaladı,
ama hemen kendimizi toparlayarak uzaklaştık. İşte yine ben eski
bendim. Her şeyi çözmüş ilişkime sağlam bir şekilde dönmüştüm .-
Döneme mimiydim yoksa Bir kaç ay sonra İnternet ve chat ortamını
keşfettim. Seneler sonra ilk kez farklı erkeklerle konuşmak gerçekten
ilginçti gelmişti. İleri gidip teflonlaşmaya ve hatta bir kaç kez
görüşmeye bile vardırmıştım işi. Ama hep kendimi haklı çıkaracak
sebepler aradım. Kötü bir şey yapıyordum, onu anlatmıyordum. Yada bana
öyle geliyordu.
Başka bir
adama aşık olmamla başlayan kavgaların, tartışmaların yerini şimdi
chat kavgaları almaya başlamıştı. Bu seferde netten yüzünü bile
görmediğim bir adama aşık olmam, olayın patlama noktası oldu. Çünkü
artık sözlerin yerini tokatlar almıştı. Çıktığım tatiller, görüşmeme
kararları, ilişkiyi kurtarma çabaları hiçbir işe yaramıyordu. Elimizde
hiçbir şey kalma misti artık. Bizi bir arada tutan o güçlü
bağ,aşk,sevgi,saygı,hoşgörü. Hepsi uçup gitmişti.şaşkındım. nasıl bu
hala gelebilmişti her şey. Bitmeliydi. Bitecekti. Ve bitti. 5.
yıldönümümüze 1 ay kala bitti büyük aşk masalı.
Biliyorum.
Ben suçlu görünüyorum. Ama hala kendimi haklı çıkarmak için çok fazla
sebep bulamıyorum. Pişman mıyım. Hayır. 23 yaşındayım artık ve elimde
kalan hala bitmemiş bir okul. İlişkim bitti ama okul hala duruyor. Aşk
mı bir daha asla.
Bir Gün Okurmusun Bu Yazıyı ?
Bir gün
hayatımdan ördürürcesine çıkacaksın.ve ben seni hep son günkü halinle
hatırlayacağım.seni en güzel halin neydi diye düşünüyorum. Ve içimden
bir ses yıllar öncesine götürüyor beni ...
Seni her
halükarda içimde hissedebiliyorum. İşte olayımın en güzel yanı bu. Sen
ne kadar anlayabilirsin bilemiyorum. Ama benim gibi her şeyden ve
herkesten uzak bir hayatın olmasaydı bunun ne demek olduğunu anlardın.
Seni anlıya biliyorum sevdiklerin ve sana destek veren herkesin
yanında ağlamak bile senin doğal. Benim için lüks olan her şey sana
doğal geliyor.
Şimdi
yatıyorsundur. Bir sigara yakmış yatağının ucunda yaşadıklarını ve
benim sana söylediklerimi ve hatta yaşadıklarının bir hata olduğunu
düşünüyorsundur. Kanayan yarayım senin için biliyorum. Bir hata. Bir
yanlış. Oysa sadece sevmiştim seni. Hala aklımın bir ucundan
çıkmıyorsun. Son kez çıkmayan olacaksın. Seni asla unutmayacağım.
Yerlerde sürünüp yok olsam, evlenip çocuk sahibi olsan ve adım bir
yana, dünyada olduğumu unutsan ben yine bıraktığın yerde olacağım.
Parktaki
çocuklara bakıp seni yaşayacağım. Söküp atmam gerek içimden seni.
Hayatımın kalanını sensiz yaşamayı öğrenmeliyim. Ve öyle ki hiç
sızlamamalı içim seni gördüğümde. Sen utanmalı, sen başını eğmelisin.
Yaptıklarından utanmalı, iliklerine kadar üşümelisin yazın kavurucu
sıcaklığında...
Ama olmaz
bunu sana yakıştıramam. Sen bunları yaşamamalı, görmemelisin. Korkma
yavrucuğum ben gizli bir köşeden seyreder sonra usulca kaybolurum. Sen
hiç görmezsin beni. Belki bir gün ortak bir tanıdığımızdan haberlerimi
alırsın. Olur da hakkımda kötü bir şeyler duyarsan ne olur kulak asma
yalandır mutlak. Senin üzülmen için söylenmiştir.
İçim
yanıyor kimseye anlatamıyorum. Hoş sen bile anlayamadıktan sonra kim
anlasın. Bana güldüklerini biliyorum bunu iliklerime kadar biliyorum.
Varsın olsun, gülsünler, ben biliyorum içimdekileri. Yorgun bedenimi
yıldızlara taşıyacaklar bu benim en mutlu günüm olacak. Sevdiklerimi
oradan görebileceğim. Bir kahve telvesi, bir sigara dumanı kadar yakın
olacağım sana. Sana ve sevdiğim tüm insanlara.
Son bir
sevgi son bir mutluluk yakaladım seninle, belki de çok kısaydı
kimileri için. Nereden bilsinler benim için bir ömre bedel olduğunu.
Ben gözlerimde yaşadım bu aşkı ve yine gözlerimde bıraktım umutlarımı.
Bunları bir gün okuyacak mısın? Okurken ağlayacak mısın bilemiyorum.
Ama beni anlayabilmen için çok zaman geçmesi gerekiyor belki
yüzyıllar. Yalnızları oynuyorum sen bile farkında olmadan. İşte ben
buyum, kimsenin istemediği, kimsenin anlamadığı. Anlamak istemediği.
Uykuların en tatlısı senin için olsun canımın içi...
Dönerim
Demisdin..!!!
Soğuk bir sonbahar
akşamıydı. Hava kararmış, yağmur başlamıştı. Düşlerimize yağmur
yağıyordu ellerimizi. Gözlerin donuk bedenin halsizdi.
Gizli bir el kalkış hazırlanan otobüse binmek için seni sürükler
gibiydi. Sanki kalmak istiyordun. “baharda dönerim” demiştin
hatırlıyor musun ?” Sakin beni unutma bekle.”
Ben seni
unutmadım sevgili, ben seni unutmadım. Bütün kış baharda döneceğin
günün hayaliyle ısındım. Minik öpücüklerle uyandırıp güneşin doğuşunu
gösterecektim sana. Çiçeklerin, denizin, kumasalın, güneşin tadına
birlikte varacak , gün batımlarında denizle birleşen ufuk çizgisini
birlikte seyredecek, ay ışığında mutluluk şarkımızı söyleyecektik.
Yalan değil
kaçamak sevdalara takıldım yokluğunda bir süre. Sana benzeyen her şeyi
sevdim ben. Sevdiği her şeyde senden izler vardı. Aradığımı buldum
sandım ama yanıldım , bulduğum sen değildin. Olmadık zamanlarda aklıma
düştün, zamansız yaralandım. Her sabah seni bulmak için yolara düşmek
geldi içimden ama gidemedim .
Yalnızlığın
acısıyla gurur satın alır oldum her gece. “Gelir” dedim kendi kendime,
“Söz verdi gelmesi gerek.” Bekledim.Kendimi param parça hissetim ama
yine de sana kızamadım.Unuttum kötü sözlerini Unuttum kapında
bekletildiğimi.Unuttum telefonlarıma cevap vermediğini, kavgalarımızı
unuttum.
Bir tek
seni unutmadım sevgili, bir tek seni unutamadım. Hep dönmeni bekledim.
Zamanla alıştım acılara , ölüm ilanlarında kendiliğinden siline
adreslere. Alıştım sevdiklerimin yokluğuna. Ama yalnızlığa alışamadım,
hasrete alışamadım, sensizliğe alışamadım. Hep dönmeni bekledim.
Olamadı
gülüm bir araya gelemedik. Oysa daha yolun başındaydık, tomurcuktuk
daha çatlamaya hazır. Bahar gelmeden ayrıldık. Şimdi artan yalnızlığım
, büyüyen yokluğu var . duvarlarda gözlerinin izi , kapı kollarında
parmak izlerin saklı. Sen neredesin sevgili, varlığın nerede ?. bir
mevsim döndü , sen dönmedin .
Düşlerim
böyle dağınık değildi eskiden. Kara bulutlar gibi kümelenip bir yere,
acılarım yüreğimde çöreklenmişti gece yarılarında. Özlemlerim hiç bu
kadar olmamıştı gün ışığına. Hasret bu kadar büyümemişti. Şimdi göçebe
olmuş yüreğimle her sabah yeni yolculuklara çıkıyorum. Umudun
türküsünü söylüyorum öksüz bakışlarımla.....
Yüreğimin Devrimi
Uzaktan
akrabamızdı. Abi diye hitap ederdim ona kendimi örnek aldığım; tıpkı
dağların doruklarında zamansız kalabilmiş kar birikintisi gibi göz
alıcı bir şahsiyetti benim gözümde. Paylaşımlarla kurulan dostluğumuz,
saatlerce süren dostluk kokan sohbetlerimiz dertlerimiz anılarımız
gülüşlerimiz ve tesellilerimiz yerini çok sonra fark edebildiğim
kaçamak bakışlara bırakır gibiydi. Bir türlü kabullenesim gelmiyordu
dostane duyguların aksini. Ailem dahil çevremdeki herkesin gözdesiydi
o. Bilhassa arkadaşla gönülleri fethediyordu muhabbetiyle.
Buna rağmen
mantığımı elden bırakmıyor onun beni asla yar olarak göremeyeceği
gerçeğini açıklamaya çalışıyordum bizleri yakıştıranlara. Ben olgun
bir yetişkin gibi davranmaktan bihaber yaşamayı ilke edinmiş bir genç
kızdım. O ise sorumluluk sahibi ciddi bir deniz astsubayıydı.
Karakterli, ağırbaşlı disiplinli bir o kadar da iyimserdi.
Velhasıl
1,5 aylık bir süreden sonra görkemli bir itirafla yüz yüze kalıyordum.
‘’Bana abi deme’’ diyordu. Ben ise şaşkındım sessizce haykırıyordum
içten içe, şimdi neler olacak diye. Susarak geçirdiğim 2 günden sonra
onu deli gibi severek başladım güne. İnanıyordum uykumda aşık olmuştum
ona.
Her
ikimizin gözlerinde görülmeye değer bir ışık yüzlerinde ise tarifi
mümkün olmayan bir tebessüm yer edinmişti. El eleydik. Bir ömür boyu
beraber yol almak için ilk adımı attık sözlendik. Fakat ayrı düştük;
aşkım dünyanın bir ucunda seyirdeydi. Bekledim bekledim...
En
nihayetinde kavuştuk sınırsız sevgi limanımızda. Ama vuslatın
sarhoşluğu fazla devam etmedi 1 aylık bir sürecin ardı gelen bir özlem
daha ayırdı bizleri sevdiğimle yine! Şimdi uzağız yine birbirimize.
Yıldızlara yarenlik etmek alışıla gelmiş bir sohbet oluyor zamanla. Bu
yüzden doyamıyoruz ya birbirimize hatta bazen sevgi sözcükleri bile aç
kalıyor sevgimizin yanında. Ruhlarımızı çepeçevre sarmalayan
sıcaklığın yanı sıra, yalnızlıklarımızda kurduğumuz hayallerimizle
yücelttiğimiz umutlarımızla körüklüyoruz hasretliğimizi biz. Neyse ki
her ikimizde severek yaşıyoruz. Neyse ki bizler özlemle yanıp özlemle
tutuşuyoruz. Ve asla aşkı katliamlara maruz bırakanlardan olmuyoruz
Herkes
Bilsin Aşkımı O Hariç
Sen baharın yağmurla getirdiği özlemdin içimdeki, sen çiğ
tanesi kadar saf ve ne olduğunu asla anlayamadığım yanımdın benim ve
denize düşüp de ıslanmaktan korkutan bir savaştın yüreğimde...
Özlemini
her gece koynumda hissettiğim ve hiçbir zaman seni sevmekten
vazgeçmediğim için özeldin. Sonra gözlerle yüzüme baktığında ya da her
kavga edişimizde fırtınalar kopardı yüreğimde, sen hiç bilmezdin.
Benim susuşum senin kaçışını desteklerdi belki de. Belki de gerçekten
söyleyemediğim sözlerle doldu kalbim ve sen her seferinde gün batışını
anımsattın bana, onun kadar güzel onun kadar huzur verici. Aslında hem
onun kadar uzaktın bana hem de yakınımda hissettim seni, uzanıp
tutacak kadar yakınımda.
Uzaktan
sevmeyi hiç sevmiyordum ama uzaktan sevmek zorundayım. Kimse
bilmemeliydi seni sevdiğimi , sonra kopup giderdin benden, arkadaş
bile kalmazdın bilirdim. Bir sevdiğin vardı konuşurlarken duymuştum.
Sonrada sen anlattın bana sevgilini. Hiç görmediğim birinden nefret
ettim onu sevdiğin için. Ve sonra dayanamaz oldu gönlüm bu ağırlığa.
Seni görmekten acımaya kanamaya başladı. Tükeniş başladı benim için
ömrümün baharında.
Çok
tatlıydın o gülen koskoca gözlerinle rüyalarımda gördüm seni. Kumsalda
dolaştığımızı, ay ışığında dans ettiğimizi gördüm ve her gerçeğe
dönüşümde hayaller biraz daha uzaklaşmaya başladı benden. Artık
biliyordum seni benden ayıracak hiçbir şey kalmamıştı. Yüreğimden seni
söküp atacak hiçbir güç bulamadım.
Bir
sonbahardı hatırlıyorum. Sararmış yapraklar caddelerde telaşlı
insanlarla doluydu ve ben ilk kez hatırlıyordum yaşamanın ne demek
olduğunu. Kuşların öttüğünü fark ettim ve denizin mavi olduğunu ve
dünyanın senin etrafın altında dönmediğini. Hala seni seviyorum, hala
seni görüşümde yüreğim kanatlanıp uçacakmış gibi hissediyorum. Ama
artık biliyorum aşk tek kişilikte yaşanabilir ve zaten sen bunu
anladığım günden beri daha yakınsın bana. Belki de beklediğim buydu
güvenmemdi kendime. Şimdi her şeyi fark ederek yaşıyorum ve her şeyin
tadına varıyorum ama hala bir yerim eksik biliyorsun. Ama bende
biliyorum ki hiçbir şey eksik kalamaz. Elmanın bile iki ayrısı vardır
ve benim eksik tarafım sensin.
Sensizliğe Son Şarkı
Hiç inanmamıştım aşkım, hem de hiçbir zaman inanmamıştım. Beni
kendime düşman edip kalbimin bir yarsını söküp alıp gideceğine...
Benden başka herkes biliyordu oysa, senin günün birinde beni yarı
yolda bırakıp gideceğini. Şu kahrolası dünyada bir ben vardım zaten
sana inanan, güvenen, seven ve her zaman her şartta destek olan. Ama
sen sana inanmayanları haklı çıkardın ve beni terk ettin.
Seninle
birlikte kurduğum dünyayı yerle bir edip gitmene ne sebep oldu
bilmiyorum. Ben yalnızca sana aşık değildim sen benim en iyi
dostumdun. Neler yapacaksam danışırdık birbirimize, hayatımızı
paylaşırdık. Ağlamaktan korkmazdım. Biliyordum ki ağladığımda sen
yanımda olup göz yaşlarımı silerdin. Artık ağlamıyorum bile. Seninle
ilgili her hatıra acıtıyor yüreğimi. Gecen gün markette senin o çok
sevdiğin acı biberlerden alacaktım . birden aklıma geldin ve ben
boğulacağımı sandım. Tıkandım. Nefes alamadım. Ağlayamadım. Patates
böreği yemiyorum. Ebru Gündeş’i dinlemiyorum. Bütün resimlerimizi
kaldırdım. Kimsenin senin hakkında konuşmasına izin vermiyorum. Ve
günde bir paket sigara içiyorum. Hayatta en nefret ettiğin şeyi
yapıyorum yani. Artık uzun yıllar yaşamanın pek anlamı yok öyle değil
mi?Ne için yaşayacağım ki!
Seninle
birlikte hayallerimi de kaybettim ben.Tek katlı bahçeli ve bahçesinde
köpekleri olan bir evim olmayacak artık. Domates, biber, sebze
yetiştirmeyi de öğrenemeyeceğim. salonumuzun tavanını balıkçı ağıyla
süsleyemeyeceğiz.Sana sürpriz yapacaktım,yatak odamızın duvarlarını
sana yazdığım aşk mektuplarıyla ve en güzel fotoğraflarımızla
süsleyecektim. Bütün hayallerime evime çocuklarımıza, mutlu
geleceğimize emin olduğum geleceğimize veda etmek kolay mı olacak
sanıyorsun. Seni aramıyorum diye, bu kez peşinden gelmedim diye
unuttuğumu zannetme. Her zamankinden daha çok seviyorum seni. Şu an şu
saniye uğrunda ölebilecek kadar çok seviyorum. Öfkem de aşkımda dinmek
bilmiyor.
Senden
sonra ben nasıl yaşarım bilmiyorum, ama senin hep mutlu olmanı
isterim. Birlikte geçirdiğimiz yıllar içinde seninle yaşadığım her an
özeldi, her anı doyasıya yaşadım. Beni çok mutlu ettin. Zaman içinde
kızgınlığım geçince seni hep o güzel günlerimizdeki hatıralarla
anacağım. Yıllar sonra ben eğer aklına gelirsem bil ki pencerenin
önünde en sevdiğin şarkıyı mırıldanıyorumdur yıldızlara “Dün akşam
yine benim yollarıma bakmışsın...”
|